Arama Yapın

Arama Yapın

MYCOTRACE® 2026 Yılının İlk Çeyreği

5 Ağustos 2026

MYCOTRACE<sup>®</sup> 2026 Yılının İlk Çeyreği

“Türkiye Mikotoksin Değerlendirmesi”

Mikotoksinler, yem ve ham madde kaynaklı olarak üretim performansını doğrudan etkileyen, çoğu zaman sahada fark edilmesi zor ancak etkileri ciddi olan risk faktörleridir. Ancak bu risk, yalnızca belirli bir toksinin varlığı ile sınırlı değildir. Farklı mikotoksinlerin birlikte bulunması ve birbirleriyle etkileşimi, riskin gerçek boyutunu belirleyen temel unsurdur.

MYCOTRACE®, mikotoksin riskini yalnızca analiz eden bir sistem olmanın ötesinde; veriyi anlamlandıran, yorumlayan ve karar süreçlerine entegre eden bütüncül bir yaklaşım sunar. Bu kapsamda elde edilen veriler yalnızca sayısal sonuçlar olarak sunulmaz; teknik olarak değerlendirilerek işletmeye özel, uygulanabilir bir risk yönetimi modeline dönüştürülür.

1. A(fla)’dan Z(en)’ye 2026 Q1 Değerlendirmesi

2026 yılının ilk çeyrek sonuçları, mikotoksin riskinin ortadan kalkmadığını; aksine daha kompleks ve çok katmanlı bir yapıya büründüğünü kanıtlamaktadır. Bu dönemde riskin temelini Fusarium kaynaklı toksinler oluşturmaktadır.

1.1. 2026 Q1 Türkiye Toksin Profili

2026 yılı 1. çeyreğinde elde edilen veriler, mikotoksin profilinin belirli toksinler etrafında yoğunlaştığını göstermektedir.

Fumonisin (FUM): %63 prevalans ile açık ara en baskın mikotoksin olarak öne çıkmaktadır. Bu durum, özellikle mısır ve mısır türevli ham maddelerdeki kronik kontaminasyon riskine işaret etmektedir.

Deoksinivalenol (DON): %34 prevalans ile ikinci sırada yer almaktadır. Bağırsak epitel bütünlüğü ve yem tüketimi üzerindeki baskısı nedeniyle sahada çoğu zaman fark edilmeyen performans kayıplarına yol açar.

Zearalenon (ZEN): %28 prevalans ile dikkat çekmektedir. Östrojenik etkisi nedeniyle özellikle üreme performansı açısından yüksek risk oluşturmaktadır.

T2 Toksini: %20 seviyesinde stabil bir seyir izlemektedir. Tek başına oldukça yakıcı olan T2 toksini, diğer toksinlerle birlikte bulunduğunda toplam toksik etkiyi daha da artırır.

Aflatoksin (AFLA) ve Ochratoxin A (OTA): Sırasıyla %11 ve %5 oranlarında tespit edilmiştir. Prevalansları düşük görünse de, AFLA’nın hepatotoksik ve OTA’nın nefrotoksik etkileri nedeniyle dikkatle izlenmesi gerekmektedir.

Bu analizler hayvan türleri açısından değerlendirildiğinde;

  • Ruminantlarda, özellikle ZEN kaynaklı fertilite baskısı ile birlikte DON ve FUM’un rumen fonksiyonu, karaciğer yükü ve süt verimi üzerinde olumsuz etkileri ön plana çıkmaktadır.
  • Kanatlılarda, çoklu Fusarium toksin kombinasyonları bağırsak bütünlüğünü bozarak yemden yararlanmayı düşürmekte; aynı zamanda bağışıklık sistemi baskılanması nedeniyle aşı yanıtlarında zayıflama ve sürü performansında dalgalanmalar oluşturmaktadır.
  • Balıklarda ise özellikle FUM ve DON kombinasyonları; büyüme performansı, yem değerlendirme oranı ve karaciğer sağlığı üzerinde ciddi ekonomik kayıplara neden olabilmektedir.

1.2. Türkiye Risk Haritası ve Bölgesel Değerlendirme

Mikotoksin kontaminasyonu Türkiye genelinde homojen bir dağılım göstermemekte; iklimsel ve tarımsal koşullara bağlı olarak belirli bölgelerde tehlikeli bir şekilde yoğunlaşmaktadır. 2026 yılının ilk çeyreğinde yayınladığımız Türkiye Mikotoksin Risk Haritası, tehlikenin merkezinin net bir şekilde batı hattına kaydığını gözler önüne seriyor.

Bölgesel Risklerin Anatomisi

Analiz sonuçlarımıza göre, Türkiye’nin batı bölgeleri mikotoksin baskısı altında en savunmasız alanlar olarak öne çıkıyor:

  • Riskin Odak Noktası: Ege ve Marmara: Analiz edilen numunelerde Ege bölgesi %74, Marmara bölgesi ise %68 prevalans oranlarıyla dönemin en yüksek riskli bölgeleri olarak kaydedilmiştir. Bu bölgelerdeki sahil şeridi iklimi ve nemli hava dalgaları, özellikle Fusarium türlerinin gelişimi için “altın fırsat” yaratmaktadır.
  • İç ve Güney Hatlarda Görece Sakinlik: Batıdaki yüksek baskının aksine; İç Anadolu (%9), Anadolu (%8) ve Akdeniz (%2) bölgelerinde mikotoksin yaygınlığı oldukça düşük seviyelerde seyretmektedir.
  • Karadeniz Verileri: Bu dönemde yapılan analizlerde Karadeniz bölgesinde risk teşkil edecek anlamlı bir bulguya rastlanmamıştır.

1.3. Çoklu Kontaminasyon Gerçeği: 1+1+1>3

2026 yılı 1. çeyrek verileri, mikotoksin riskinin yalnızca tek bir toksinin varlığı ile açıklanamayacağını açık şekilde ortaya koymaktadır. Aksine, sahadaki gerçek risk birden fazla toksinin birlikte oluşturduğu kombinasyonlar üzerinden şekillenmektedir.

Elde edilen sonuçlara göre numunelerin %70’inde en az 2 toksin bir arada tespit edilmiştir;

  • Numunelerin %40’ında 2 veya 3 toksinin bir arada bulunması, sahanın ana karakterini belirlemektedir. Bu grup, genellikle “akut” belirtiler vermediği için en sinsi performans hırsızıdır.
  • Numunelerin %25’inde 4-5 toksinin, %5’inde ise 6 ve üzeri toksinin bir arada bulunması, riskin ne kadar çok katmanlı hale geldiğini göstermektedir.

Bu durum, düşük seviyelerdeki toksinlerin birleşerek additif veya sinerjik etkilerle beklenenden yüksek biyolojik hasar vermesine neden olur.

MYCOTRACE® ile Proaktif Yönetim

2026 yılının kompleks risk tablosunda başarılı bir mikotoksin yönetimi için aşağıdaki stratejik yaklaşımların değerlendirilmesi önerilmektedir:

  • Veriye Dayalı Tedarik Yönetimi: Bölgesel risk haritalarının düzenli olarak incelenmesi ile ham madde tedarik stratejilerinin mevcut risk durumuna göre gözden geçirilmesi önerilmektedir.
  • Kombine Risk Odaklı Koruma Stratejileri: Analiz sonuçlarının yalnızca yasal limitlere göre değil, çoklu kontaminasyonun oluşturduğu sinerjik etkiler dikkate alınarak yorumlanması gerekmektedir. Özellikle Fusarium kaynaklı toksin kombinasyonlarına karşı; yalnızca toksin bağlama kapasitesi değil, bağırsak bütünlüğü, bağışıklık sistemi ve metabolik yük üzerindeki koruyucu etkinlik de dikkate alınarak uygun koruma ürünleri ile stratejilerinin planlanması önem taşımaktadır.
  • Depolamada “Sıfır Artış”: Depolama süreçlerinde oluşabilecek fungal gelişim ve toksin yükü artışını kontrol altında tutabilmek amacıyla yem hijyeni uygulamalarının aktif şekilde yönetilmesi tavsiye edilmektedir. Bu yaklaşım, depolama sürecinde toksin yükünün artışını sınırlandırarak toplam riskin kontrol altında tutulmasına katkı sağlamaktadır.
  • Bütüncül Koruma ve Düzenli Takip: İşletme bazında düzenli analiz, teknik yorumlama ve takip süreçleri ile mevcut risk profilinin analiz edilerek risk seviyesine uygun bütüncül koruma protokollerinin oluşturulması, ilerleyen dönemlerde oluşabilecek performans kayıplarının önüne geçilmesi açısından kritik önem taşımaktadır.

MYCOTRACE®, sunduğu derinlemesine analiz ve yorumlama kapasitesiyle yalnızca mevcut riski ortaya koymaz; aynı zamanda işletmeye özel risk profilini değerlendirerek uygun yönetim stratejilerinin oluşturulmasına katkı sağlar. Bu yaklaşım sayesinde işletmelere ölçülebilir verimlilik, sürdürülebilir hayvansal üretim ve daha kontrollü bir risk yönetimi ile karar destek modeli sunulmaktadır.

İşletmenizin risk profilini analiz etmek ve size özel “Bütüncül Koruma Protokolü”nü oluşturmak için uzman ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Paylaş

İletişim Formu

İhtiyacınız olan en doğru ürünü belirlemek için sizinle iletişime geçelim.